“Anadolu’yu küçümseyenler beni de sevmezler”

Biz kendi toplumumuza yabancı olduk. Biz kendi kendimize yabancı olduk. Birbirimize yabancı olduk. Mesele bu. İşte müzik bunların ilacıdır. Ben bunları anlatıyorum onun için de pek sevilmem.

Anadolu gerçekten büyük bir hazine, üzerinde oturuyoruz ama herhalde bu hazine bize ağır geliyor. Biz onu taşıyamıyoruz. Hiçbir zaman da taşıyamadık. O mücevherleri taşıyamadık ve bunun altında ezildik. Anadolu’ya hep hor baktık. Hep horladık, küçümsedik, dışladık. Bu ülkede okumuş, kendini aydın zanneden insanlar; Anadolu’yu hep küçümsediler.

Tek sesli müzik, dımbır dımbır bilmem ne o diyerek. Bu ülkede insanlar mehteri küçümsediler. Dolayısıyla birçok şey küçümsendi. Bu topraklara ait her şey küçümsendi. Ne yüceltildi? Batıdan öğrendikleri üç kuruşluk şeyler.  Onlar ilah yapıldı, kendi değerlerimiz küçümsendi.
Oysa Anadolu topraklarında Hititler yaşamış. Bu topraklara pek çok değer bırakmışlar. Sonra Urartular, onlar savaşmayıp kendi topraklarını geliştirmek istemişler ama gelen saldırılara da karşı koymayı bilmişler. Kurdukları sistem savunmaya yönelik. GAP projesini başlatan onlar. Parayı yaşamımıza sokan Gediz’de buldukları altınla zengin olan, uluslararası yollar yapan Lidyalılar, Frigler, tarihte demokratik ilk birliği kuran Likyalılar.
Bunlar tarihin derinliklerinde kalmış uygarlıklar ama hepsi bize bir şeyler bırakmışlar. Çünkü kainatta hiçbir şey yol olmaz. Sadece şekil değiştirir. Biri gider diğeri gelir, inancı değişir. O inanç olur, bu inanç olur ama topraklardaki aynı renktir. Aynı güzelliklerle beslenenlerdir. Hector da aynı Hector’dur. Fatih de aynı Fatih’tir. Atatürk de aynı Atatürk’tür. O bir soydur. Selahattin Eyyubi’den gelen bir soydur. Sadece isimler, aktörler değişir. Savaşlar aynı savaşlardır. Savaşlar hiç değişmez. Batının yayılma savaşı. Batının riyakarlığı, iki yüzlülüğü. Onun için Fatih; Çanakkale’de Hector’un intikamını aldım demiştir. Çünkü bilir ki Hector onunla vardır. Hector Aslında fatihtir.
Dolayısıyla bunları çok iyi anlamamız ve bunları çocuklarımıza öğretmemiz lazım. Biz bunları sonradan öğrendik. Meraklı olanlar, öğrenenler öğrendi. Bize bunlar okullarda hiç öğretilmedi. Batı’nın uygun gördüğü uyduruk bir tarih. Zaten onları da ezberledik, sınavda doğru yazdık. Ondan sonra da unuttuk.
Artık yeni bir eğitim sistemi ile kendi doğrularımızı anlatmalıyız çocuklara. Çocuklar bu topraklarda yaşayan kahramanlarla, bilim adamlarıyla kendilerini özdeşleştirecekler. Çocuklar Diyarbakır’da yaşadıkları topraklarda yaşamış Mitanni de  kendini bulacaktır.
Örnek vereceksiniz ki, benim kolumdaki bilezik diyecek kız çocuğumuz ya da ayağımızdaki halhal diyecek; bir bakacak Urartu deseni diyecek. O zaman geleceğe bir şey vaat eder. Yoksa Urartu’lar şunu yapmış bunu yapmış. Medler şunu yapmış bunu yapmış böyle anlatıp öyle boş geçmesin. Çocukları bununla özdeşleştirecek. Mesele burada böyle öğretilir tarih. Böyle kazandırılır Anadolu bilinci. 
Likya’yı  söylerken diyeceğiz ki; George Washington Amerika Birleşik Devletleri’nin devlet planlamasını Likyalılardan aldı diyeceğiz. O zaman aklında kalacak. Birleşik Devletler şehir devletlerini  Likyalılardan öğrendi diyeceğiz. Filedelfiya diyeceğiz. O Filedelfiya, aslında bizim Filedelfiya diyeceğiz. Bunlar çok önemli şeyler. Ama bunlar bize kasten öğretilmedi. Niye çünkü biz böyle Batının sürekli şamar oğlanı olalım diye. Yok NATO, yok Avrupa Birliği diye. Bizim katılamayacağımız dünyada bir topluluk yok. Biz her yere katılırız ama bu bilinç de olursak katılırız. Yoksa kobay oluruz.
İşte Güneş Ülke Anadolu bunları anlatıyor. Benim konserlerime gelen insanlar diyorlar ki;  ‘Tuluyhan biz bunu hiç bilmiyorduk.’ İstanbul da arkeoloji müzesi var. Dünya çapında bir yer. Arkadaşım çok iyi tanıyorum aileyi, konsere gelmiş. Sora sora bulmuşlar Arkeoloji Müzesini. Yani Arkeoloji Müzesine hiç uğramamış. Müzeyi ziyaret etmemiş. Ama bu adama Paris’te Luvr Müzesi’nde bir tablo nerede derseniz eliyle koymuş gibi bulur. Ama arkeoloji Müzesi’ni bilmiyor. Sora sora buluyor. Şakalar ötesi bir şey bu. Biz kendi toplumumuza yabancı olduk. Biz kendi kendimize yabancı olduk. Birbirimize yabancı olduk. Mesele bu. İşte müzik bunların ilacıdır. Ben bunları anlatıyorum onun için de pek sevilmem.
 
 

4 Comments - Write a Comment

  1. Kim demiş sevilmezsiniz diye.. Bestelerinizin ve sunumlarınızın birçok yerinde Anadolu esintisini görüyoruz. Siz Anadolu aşığısınız ama ençok ta vatan aşığısınız. Konser esnasında sunduğunuz videolar okullara ders kaynağı olacak çok değerli ve benzeri olmayan muhteşem bilgiler bile sizdeki vatan ve tarih aşkınızı gösterir. Çok değerli bir sanatçısınız.. Çağımızda olması gerektiği gibi..Anadolu’yu, kendi tarihimizi bir kenara atmak İttihat ve Terakki cemiyeti ile başlar. Onlar Avrupa aşığıdır. Öylece de devam eder Tesbitleriniz çok doğru Okullarda öğrenmediğimiz ve öğretemediğimiz gerçekleri ne yazıkki kendi çabalarımız öğrendik.. Sizin bu bildiriniz inşallah yerini bulur. Dilerim gençler gerçeği anlar ve yaşatır

    Reply
    1. Önemli olan sizlerin beni anlaması. Sevgiyle

      Reply
  2. Ben muziginizde Anadolu esintilerini duyduğum icin sizi seviyorum. Yazdıklarınıza da gönülden katılıyorum.

    Reply
  3. Anadolu’yu sevmeyen kendisini sevmiyordur başta üstad
    Sizi beni kainatı sevmesini beklemek boş bir hayal
    Bu bir cibilliyet meselesi
    Biz, sizi seven kıymetinizi bilen insanlar olarak hep yanınızdayız
    Haa şu da var bilirsiniz:Bir insanı herkes seviyorsa orda bir kafa karışıklığı vardır
    Sizi seven “bazı” insanlardan olduğum için kendimi şanslı hissediyorum ❤️☺️
    Şule imamoğlu sula
    Sulesulaa😉

    Reply

Yorum Yaz


*