Aztek Ayinleri ve Kurban Edilen İnsanlar

Kaynak:https://www.tarihcantasi.com/

O dönemlerde, insan feda etmek Aztekler için hem hayati önem, hem de tanrıya bir borç ödeme olarak anılmaktaydı. Aztek ayinleri ve ritüellerinin yapılmasının altında, dogmatik bir inanç yer almaktaydı. Bu inanca göre tanrılar, dünyayı ve içindeki tüm canlıları yaratabilmek için kendi canlarını feda etmişlerdi. Azteklerin, insan kurban etme nedeni de bu tanrılara tekrardan kendilerini feda etmeleri anlamını taşıyordu. Bu can bağışı, tanrıların fedakarlıklarını onurlandırmak amacıyla yapılmaktaydı. Üstelik, canlarını feda eden kişiler bu eylemi gönüllü olarak gerçekleştiriyordu.

Aztekler, Amerika kıtasında yer alan bir topluluk olduğundan o dönemler, mezoamerikan kültürünün tümünde can feda etme anlayışı çok yaygın hale gelmişti. Her tören veya ritüel, bir insan kurban etme ile sonuçlanmıyordu. Kimi Aztek kültürlerinde rahipler, kendilerini kesip tanrıya canlarını sunmuşlardı. Bir başka kültürlerde ise, kuşlar veya diğer canlıların tanrıya bağışı söz konusu olmaktaydı. Genel olarak, ele aldığımızda ise Aztek ayinleri insanların konu olduğu bir can bağışlama olarak literatürde yerini almıştır. Şimdi gelin, olayların iç yüzünü beraber okuyalım.

Aztek Ayinleri – Kanlı Törenler

     İlk başlarda, tanrının fedakarlığını onurlandırabilmek adına yapılan Aztek ayinleri 15 ve 16.yüzyıllarda yerini tamamen imparatorluğun kendi siyasi iradesini güçlendirmek adına yapmış olduğu bir eyleme dönüştü. Bu dönüşüm, dogmatik inancı zedelediği gibi nedensiz bir şekilde insan ölümlerine sebebiyet veriyordu. O dönem Aztek imparatorluğunun, başkenti olan Tenochtitlan’da çeşitli ritüeller amacından şaşmış bir şekilde, devam ediyordu. Tenochtitlan şehrinde yapılan ayinlere dair, kaynaklar da ayinlerin birçok niteliğini kanıtlıyor. Bu kaynaklar, hem yazı ile hem de arkeolojik kazılar sonucu edinilmiştir. Ayinlere dair kaynakların içerdiği bilgilerden ilki, İspanyol fatih Hernan Cortes’in yazmış olduğu mektuptur. Hernan Cortes mektubunda şu ifadelere yer vermiştir, “Ben ve adamlarım Aztek başkenti Tenochtitlan’a vardığımızda korkunç bir törene tanıklık ettik.

İlk başlarda, tanrının fedakarlığını onurlandırabilmek adına yapılan Aztek ayinleri 15 ve 16.yüzyıllarda yerini tamamen imparatorluğun kendi siyasi iradesini güçlendirmek adına yapmış olduğu bir eyleme dönüştü.

     Aztek rahipleri, bir jilet keskinliğindeki obsidiyen cinsi bıçaklar ile kurbanların karınlarını deşip hala atmakta olan kalplerini tanrıya sunuyorlardı. Ardından, onların ölü bedenlerini belediye başkanlığının merdivenlerinden aşağıya yuvarlıyorlardı.” Bir başka fatih olan Andres de Tapia ise şu ifadeleri kullanmıştır, “Templo Belediye Başkanının iki yanında tamamen insanların kafataslarından yapılmış iki adet irili kule vardı. Bu iki kule arasında, kafataslarının kaymasını engellemek için yapılmış iki adet delik bulunmaktaydı. Bu delikler sayesinde, binlerce kafatası tahtalardan kaymadan ahşap bir raf üzerinde sergilenebiliyorlardı.” Bu kan donduran ifadeler dönemin Aztek ayinleri ve ritüellerinin ne denli kanlı ve vahşet verici olduğu konusunda, tarihçileri aynı paydada toplamıştır.

Bu Dönemin Tarihçileri Neler Söylüyor?

     2015 ve 2018 yıllarında, şu an ki Mexico City aynı zamanda o dönemin Templo Belediye Başkanının hüküm sürdüğü yerde arkeologlar kazı çalışması yaptılar. 1487 yılında, Templo Belediye Başkanlığına seçilen kişi adına 20.000 kişinin kurban edildiğinin kanısına vardılar. Bu rakamları, küçük bulan İspanyol tarihçi Fray Diego de Duran, Templo Belediye Başkanının açılışı için 80.400 erkek, kadın ve çocuktan oluşan kişinin bir önceki Aztek imparatoru tarafından, feda edildiğini bildirdi. Tulane Üniversitesinde antropoloji profesörü olan John Verano, Aztek ayinleri olarak anılan can bağışlama eylemlerinin, manevi değerinin başlarda çok yüksek olduğunu ancak sonradan imparatorun istekleri doğrultusunda, değiştiğini vurguladı. Ona göre, Azteklerin kurban etme mantıkları hayatta kalma mücadelesinden başka bir şey değildi.

      Aztek kozmolojisine göre, güneş tanrısı Huitzilopochtli, karanlığa karşı sürekli savaş vermekteydi. Karanlığın galip gelmesi durumunda dünya yaşamı sona erecekti. Aztekler, güneşin gökyüzünde hareket etmeye devam etmesini sağlamak ve hayatlarını korumak için Huitzilopochtli’yi insanların kalpleri ve kanlarıyla beslemek zorunda hissettiler. Bu besleme ihtiyacı, sonradan imparatorun insanları sindirmesine neden oldu.

     Aztek ayinleri olarak kabul edilen ve insan kurban etme olarak anılan bu törenler 15 ve 16.yüzyıllar içerisinde Aztek imparatorluğunda başka amaçlara hizmet verdi. Savaş esirlerinin öldürülmesi ve bunların her kesim tarafından, görülebilecek şekilde sergilenmesi, imparatorun gücünün ve mutlak egemenliğinin beyinlere kazınmaya çalışılması niteliği taşıyordu. Templo Belediye Başkanı’nın hüküm sürdüğü alandan çıkarılan, kurbanların DNA testleri, kurbanların büyük çoğunluğunun dışarı bir ülkeden olduğunu gösteriyordu. Mantık yürütülerek oluşturan tüm tahminler de, bu kurbanların düşman askeri ya da köle olduğuna işaret ediyordu. John Verano, insan kurban etme törenlerinin, genellikle karmaşık toplumların ve sosyal tabakalaşmanın ortaya çıkmasıyla aynı tarihte olduğunu savunuyor. Bu eylemlerin, insanları hizada tutabilmek için önemli bir araç olduğunu kabul ediyor.

      Yalnızca, Azteklerde değil aynı zamanda Roma’daki gladyatör savaşları, Mısır firavunlarının ve Çin krallarının sebebiyet verdiği toplu ölümlerin bunun bir kanıtı olduğunu düşünüyor. Eski çağlarda, tanrıya kendini feda edecek olan kişilerin gönüllü bir biçimde bu eylemi icra etmesi mantıklı geliyordu. Fakat daha sonradan, imparatorun sindirme çabalarına konu olan bu can bağışlarına da insanlar gönüllü olarak gitmekteydi. Bu durum, mantıksız olarak karşılanabilirdi. Çünkü tanrıya can bağışlamanın, canı bağışlanan kişinin onuruna bir katkıda bulundurduğu inancı hakimdi. Fakat, imparatorun gövde gösterilerine can feda etmenin hiçbir onurlu tarafı olmamalıydı. Aztekler, o dönemin Doğudaki komşusu Tlaxcalanlar ile normal şartlarda bilindiği gibi kanlı ve şiddetli savaşlar yapmak yerine olabildiğince düşman askeri esir almak üzerine ‘’Çiçek Savaşları’’ adı altında bir savaş antlaşması oluşturdular. Verano, bu savaşın esir getirebilmek ve onları feda edip bir sosyal statü oluşturmak adına yapıldığının kanısındadır. Savaş kavramı, normalde kan ve vahşet içermesi gereken bir anlamda kullanılırken Aztekler, can bağışı yapabilmek için böyle bir adım atmışlardır. Bu onların, can feda etmeye ne kadar önem verdiklerinin bir göstergesi olmuştur. Tüm bu, değişken süreç ve enteresan uygulamalarla Aztek ayinleri, tüm toplumun ilgisini çekmeyi başarmıştır.

Yorum Yaz


*